29 Nisan 2017

Sevgiliye Mektup; Ben Seni Sevmiyorum....

Yıllar öncesindeydi bu mektup işleri.. Ben o zamana yetişmiş biriyim. Bayılırdım arkadaşlarımın aşk mektuplarını okumaya :) Gençtik, eğlenceliydik ve hiç yerimizde duramazdık. Birbirine not yazan sevgililerin notlarını herkesten gizli birbirine taşırdık. Heh işte o taşıma bana verildiyse ben açar içini okurdum. şimdilerde diyorumki ne safmış ne salakmış sevdalar ya da gerçekten temizmiş sevdalar. Şimdikiler aşmış kendini  ben yetişemiyorum bile ne olup bittiğine. Neyse konu bu değil :) Konu Sevgiliye yazdığım mektup :)

Ey Sevgili Hoşgeldin;
Benim dünyam farklıdır. Herkesin dünyası farklıdır ama benim ki dahada farklıdır. Ben bu zamana kadar sana bakıldığı gibi bakmam, sana söylendiği gibi söylemem cümleleri, sana bağırıldığı gibi bağırmam, sana el uzatıldığı gibi el uzatmam, sana gülündüğü gibi gülmem ve en önemlisi de bu zamana kadar sevildiğin gibi Sevmem....
Hoşgeldin dünyama, hayatıma, yüreğime, gözlerime, ellerime, kulaklarıma, bize Hoşgeldin...
Hiç olmayacak bir zamanda ve aslında kafamın içinde olmayan bir düşünceyle girdin hayatıma. Kader ya da kısmet. Bunu bilmiyorum ama hayatta hiçbir zaman yaşananlar tesadüf değildir. Belkide geçmişten gelen yaşam izlerindir Yaşam. Biz nerede yaşadık acaba nerede oturduk nerede güldük. 
Bunca zaman neredeydin dedirten bir aşkın başlangıcını attık. Zamana bırakılan herşey şimdi hayatımızda.
Uzun süredir kafeslere koyulan yüreğim o kafesin içerisinde öylece bir gün yok olmayı bekliyordu, varlığınla gelişinle o kafesin içinde yüreğim yaşamayı öğrenmeye başladı. Kendine karşılık bulduğunu gördüğü için kafestede olsa sadece sana atmaya başladı.
Yürek bu kendine atan hangi yürekse onunla beraber atmaya başlıyor. Sen hayatıma girdin. Bişeyler değişmeye başladı. Hayata bir farklılık geldi. Uzaktan izlenen ne varsa artık kendi yaşamımda yaşanmaya başladı.
Dik kafalıydım, bu zamana kadar her işimi kendi başıma yaptım. Bir erkek çocuğu gibi büyüyüp bir erkek gibi hayatı yaşamaya devam ettim. Geldin evet. önce tepki gösterdim. Hayır deyip kabullenmemek için direndim. Bunda çok üzdüm. Sana direnmiş olmama kızdın, söylendin. Sonra bir gece uyudum sabah uyandığımda hayatımdaydın. Öylece bodoslama. Korkma bırak bakalım ne olacak dedim ama bu seferde merak başladı.
Şimdilerde uzunca bir yol aldık. Hiç tanımadığım bir yüreği alışık olmadığım bir hayata kabul edip yürümeye başladım. Nemi hissettim :) Bu zamana kadar şimdi söyleyeceklerimi hiç benden duymadın. Halada ağzımdan duyamayacaksın denk gelirsen burda okursun :)

Sen Sevgili; hayatıma girmeye çalıştığında evet korktum. Bu korku seninle olan bir korku değildi. Dokunduğum herşeye lanet bulaştırdığımdandı. Sana zarar vermekten korktum. Sana lanet bulaştırmaktan korktum.
Sen hayatıma girme telaşına düştüğünde ben hayat koşturmacası içinde seni korkumdan koruyabilmek için olduğumdan çok farklı biri haline dönüştüm. Seni koruyacağım diye bize zarar vermeye başladım. Biliyordum hepsini ama hepside korkumdan ibaretti.

Korkuyu yenmeye başladım. Seni ve Bizi bir yere koymaya başladım. Bu seferde Aşkın getirdiği zorlukları yaşamaya başladım.
Gün içinde evet yüreğim sana atıyordu. Ben sana umursamaz olduğumda bile yüreğimi yanına bırakıyordum. Sen bunun hiç farkında değildin. Sanıyordunki telefon açıp konuşunca mesaj atıp cevaplayınca hatırlıyorum seni. Ama öyle değildi işte. 
Sen sabah işe gitmek için evden çıkarken ben yüreğimi cebine bırakıyordum. Sen yolda giderken ben yüreğimi aklına bırakıyordum. Sen iş yerinde film izlerken ben yüreğimi izlediğin filme bırakıyordum. Sen camdan dışarı baktığında şöyle uzaklara dalıp deniz manzarasına bakarken ben yüreğimi o dipsiz denizin dibine bırakıyordum. Sen birileriyle konuştuğunda ben yüreğimi diline bırakıyordum. Sen işten çıkıp o kulaklığı kulağına taktığında ben yüreğimi kulaklarına bırakıyordum. Akşam olupta yatağına uzandığında uykun gelip gözlerin kapandığında ben yüreğimi sol yanının üzerine bırakıyordum.
Ben seni hayatıma kabul etmeye çalışırken bunları yapıyordum ve sen bunların hiçbirini bilmiyordun. Agresif, dik kafalı, aklına estiği gibi sorumsuz yaşıyorsun diyordun ama ben aslında kendimle savaş içinde yüzüyordum.
Kabullendim evet. Seni şimdi hayatıma kabullendim Zor zamanlardan geçip bu kabullenişe boyun eğdiğimde asıl filmimin koptuğu noktayı yaşamaya başladım. Birinin benim hayatımda bişeylere yön verdiğini görmek kendimi beceriksiz hissetmeme sebep oluyordu. Birisi hayatına geliyor ve hayatının herbişeyini ellerine alıyor. Bırak direnmeyi diyor. Aslında şimdilerde bununla ilgili anladığım tek şey Ben herşeyi yaparım sen beni sadece sev demekti. Sen sadece bana; sev beni derken hayatımı sana sunmamı istiyordun. Bense buna alışık olmadığım için karşı çıkıyordum. Bu da usulca oturdu hayatıma. Biraz zorluda olsa kabullendim artık...
Zaman geçip geldi bugünlere. 24.10.2016 günü başlayan bu Aşk şimdilerde ayları devirdi. Bu kadar kısa sürede ne çok yol aldık seninle...
Kader kısmet deyip önümüzde beraber geçirecek ne kadar zamanımız var bilinmez. ama ben hala seni  ilk kabullenişimdeki gibi seviyorum. Heyecanlı ve Hızlı :) Aslında ben seni sevmiyorum ben sana sadece Aşığım....
Uzun süreden sonra hayatıma gelip böyle darmadağın ettiğin için teşekkür ederim. Güzel bir dağınıklık ve bitmesini istemediğim bir dağınık. Böyle kalsın işte bu dağınıklık.
Evet Sevgili  Sevmiyorum Seni Ben Sana Aşığım... 
Bir çocuğun ilk aşkı gibi, bir gencin lise aşkı gibi, bir insanın son aşkı gibi Aşığım sana...Zaman zaman üzülsemde yeri geldiğinde kahkalarla gülsemde, yüreğim bocalamaya başladığında elimi uzatmaya korksamda hatta bazen çekip gitmeyi bir kenara koysamda Aşığım ben sana...
Bakma öyle atarlanıp coştuğuma aslında ben sana git demiyorum. Kal yaşayalım diyorum. Ne olursa olsun uzattığım elimi bırakma canım çıkana kadar kal diyorum. Sen bazen ben bunu derken anlamasanda ben aslında herşeyimde sana kal diyorum.
Aşk benim içimde başka boyutta. Demek istediğim birçok şeyi söylemiyorum ben sana. Biraz içimde kalan korkudan birazda ruhumun sana ait oluşundan herşey. 
Sana ait olmak güzel. Her ne kadar sana niye aşık olduğumu bilmesemde yüreğimin yanında atışını hissetmek çok hoşuma gidiyor.
Nefes aldığım her dakika gitme benden.. Ömrüm bitip gözlerim kataraktan görmez hale geldiğinde bile tek ve son gördüğüm sen ol ve gitme benden. Ellerim titremeye başlayıp bir bardak suyu tam doldurup sana getirene kadar yarım bardak olduğunda bile gitme benden. Ayaklarım yürümekten bıkıp bir köşede oturduğumda ve kapıyı sadece sana açmak için yavaş yavaş gelirken o kapının önünde sen söylendiğinde bile gitme benden. Kulaklarım seni yanlış duyup duyduğu kadar uydurma bişey söylediğimde bile gitme benden. huysuzlanıp herbişeye kulp bulduğumda bile gitme benden...
Gözlerim artık kapandığında bedenim hayatla vedalaşıp başka bir dünyaya gitmeye kalktığında bile gitme benden. Ruhumu yanına bırakırım....

Ne çok şey hissetmişim bu kadar kısa sürede... Bende aşk başkaydı işte. Sen bunları böyle duyamazsın benden ama tek bişeyi bil.... Ben Seni Sevmiyorum Ben Sana Aşığım.......



Hayatımın en zor yazısı oldu :) içimdekini buralara yazmaya çalıştım ama sadece bir kısmını yazabildim. yazmak isteyipte yazamadığım daha bir çok şey var. Yüreğimin bir kısmını döktüm buraya. Herşey kader kısmet sonu ne olur bilinmez ama yazıyı sonuna kadar okuduysanızda bir dua edip öyle geçin. Belki alınan dualarla dahada canlı kalır Aşk .....

Okuyucuya Not : Her ne yaşadıysanız yaşadınız. Her ne kadar üzüldüyseniz üzüldünüz ve güldünüz. Hayatınızdan tek bişeyi eksik etmeyin. O da ; Sevgi......


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

22 Nisan 2017

Ekşi Mayalı Ekmek

Bizim evde doğal ürünlere ilgi oldukça fazladır :) Hazır gıda yerine evde kendi yaptığımız yiyecekler hep ön planda. Hatta doğal pazar oldumu tutmayın bizim evi :)
Uzun zamandır denemek isteyipte bir türlü deneyemediğim ekşi mayalı ekmeği sonunda yapabildim. Sevgili Leyla Abla blogu marindentariflerde sık sık karşılaşmış olabilirsiniz bu ekmek tarifine.Bende sürekli yapmak isteyipte yapamıyordum. İlk deneme olduğu için küçük bir ekmek yapmayı tercih ettim. Kepekli ve doğal bir ekmek ortaya çıktı. Sonuçtan oldukça memnun haldeyim :)
Ekşi mayalı ekmek için öncelikle evde ekşi maya hazırlamanız gerekiyor. Bunun için un, su ve bir tatlı kaşığı bal yeterli oluyor. Mayanın beslenmesi ise kullandıktan sonra oluyor. Ekşi maya malzemelerinizi cam bir kavanozda ve ısısı olan bir yerde iki gün bekletmek zorundasınız. Çünkü mayalanma ısı ile birlikte oluyor.

Ekşi mayanızı hazırladıktan sonra ekmek yapımı tabiki çok kolay. Ben küçük yaptığımdan ölçülerim daha az.
2 bardak kepekli un
1 bardak ılık su
Yarım bardak ekşi maya
1 tutam tuz 
1 tutam toz şeker
Bütün malzemeleri iyice yoğuruyorsunuz. ardından yarım saat ekmeği dinlendirmeye bırakıyorsunuz. Ne kadar çok yoğurursanız hamur o kadar güzel oluyor. Tadıda aynı şekilde. Beklettiğiniz hamura şekil verdikten sonra bıçak yardımı ile üzerini çizip unluyorsunuz ardından unladığınız fırın kabına alıp 200 derecede ısıtılmış fırında ilk yarım saat pişiriyorsunuz. Daha sonra ısıyı düşürüp 15 dakika daha pişiriyorsunuz. Ben bunu tamamen hamurumun pişmesiyle orantılı olarak yaptım. Çünkü arada fırını açıp baktım :)

Ekmek piştikten sonra dışı sert gelebilir ama içi muhteşem. İlk denemeye göre oldukça iyi bir başarı elde ettim :) Çeşitli malzemelerde ekleyip tarifi zenginleştirmeyi düşünüyorum. İlerleyen günlerde bol bol ekmek yapma planım var :)
Afiyetle yiyebilir ve özellikle konuklarınıza ikram edebilirsiniz. Gerçekten lezzeti harika.

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

18 Nisan 2017

Lr Colours Mat Fondöten

Hassas ve alerjik bir cildiniz varsa makyaj ve diğer cilt ürünlerinde başınız dertte demektir. Cildinize uygun ürünü bulana kadar birçok zorluk yaşarsınız Bende onlardan biriyim. Bugüne kadar denemediğim ürün kalmadı. Özellikle makyaj ürünlerinde çok seçici davranmak zorunda kaldım. En ufacık bir hata cildimin hemen sivilcelenip kaşınmasına neden oluyor.
Geçtiğimiz mart ayında üye olduğum Lr firmasında gördüğüm mat fondöteni denemek istedim. Normalde fondöten kullanmıyorum. BB yada CC kremleri tercih ediyorum. Fondötenlerin ciltte kalıp gibi durması benim sinirimi bozuyor. Birde her yere bulaşıyor. Bu yüzden benim için fondöten kullanmak ızdırap. Hal böyle olunca benim imdadıma BB ve CC kremler yetişiyor.

Neyseki geçen ay kullanmaya başladım Lr mat fondöteni. Başta çok tereddüt ettim acaba alerji yapacak mı diye ama bir kaç gün geçince baktım alerji yapmıyor devam ettim. Cildime uygun rengi seçmiş olmakta işimi kolaylaştırdı.

Lr fondöteni makyaja başlamadan önce cildime uyguladığım cilt kremimin üzerine uyguluyorum. Cildimin tonunu hemen alıyor ve güzelde kapatıcılığı var. Pudram bir ton koyu olduğu için tam cildime uygun bir renk veriyor. Bunun yanı sıra sivilcelerimden bana miras kalan lekelerimi kapatıcılığı oldukça iyi durumd. Ayrıca herhangi bir sivilcelenme ya da alerji yapmadı. Yazın kullanmam ama bu mevsimlerde bana iyi bir yardımcı oldu. Gün içinde makyaj tazeleyen biri değilim bu yüzden tüm gün cildimde kalıyor. Nemlendirme bakımından da oldukça iyi bir ürün. Birçok renk seçeneği bulunmasından dolayı herkesin rahatlıkla cildine uygun tonu bulacağından eminim.

Makyajım bittikten sonra kadife hissi bırakması çok hoşuma giden bir durum. Bunun yanı sıra özellikle yağlı ciltler bu fondöteni tercih ederse ciltte mat görüntüyü elde etmenize yardımcı oluyor. Zaten kuruya dönük karma olan cildimde alın ve burun üst kısmında parlama yapıyordu fakat bu fondötenle böyle bişey olmadı.


Şimdilik fondötenimden oldukça memnunum. Lr ürünlerine olan güvenim biraz daha arttı. Önümüzdeki aylarda bakalım devamı nasıl olacak. Çünkü sürekli makyaj ürünü değiştiriyorum. Bunu cildimin hassasiyeti ve alerjik yapısından dolayı yapmak zorunda kalmak benim bütçeyi bayağı zorluyor. Yaz geldiğinde BB ve CC kremlere dönüş yapacağım. Bu yıl kullandığım bir çok BB ve CC kremlerden sonra bu fondöten alternatif olduğu için çok şanslıyım :)
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

11 Nisan 2017

Bioblas Saç Dökülmelerine Karşı Şampuan

Yine uzun bir ara verdim işlerden fırsat bulamadığım için pek fazla yazı da giremez oldum buralara. Şampuanlar konusunda artık doktora yapmam gerekecek :) Yine son iki haftadır kullandığım şampuanımdan bahsetmek istiyorum.
Bioblas markasına ait olan bir çok ürünü kullandım. Bir kaçından memnun kalmamıştım. Bu şampuandan da memnun kalıp kalmadığımı anlayamadım. Mevsimsel geçişlerde çoğumuzun saçlarında dökülmeler oluyor. Benimde mevsime yenik düşen saçlarım biraz fazla dökülmeye başlamıştı. Bu yüzden bu şampuana başladım. Birde keratin bakım olduğu için tercih ettim diyebilirim.
Şampuanı ilk kullanmaya başladığımda saçlarımda bir sertleşme ve kuruma oldu. Saçlarıma sıvı saç kremi kullanıyorum. Bu şampuanla beraber ekstra saç kremi kullanmak zorunda kaldım. Normalde saç kremi kullanmıyorum fakat bu şekilde saçımda kuruma yapan şampuanları kullandığımda saç kremi kullanmak zorunda kalıyorum.

İlk denediğimde kurumayı pek önemsemedim ama bir kaç kullanımdan sonra kuruma devam edince saç kremi ve saç bakım yağı kullanmak zorunda kaldım. Bunun yanı sıra saçlarımda başlayan dökülme biraz olsun azaldı. Bunun dışında pek bir değişiklik olmadı.
İnce telli ve kuru olan saçlarım biraz toparlandı gibi istediğim sonucu alabilmek için kullanmaya devam etmem gerekiyordu. asında benim saç dökülmem sadece taradığımda dökülen saçlarımdan ibaret. Bu da normal bir durum. Dökülme artınca başlıyorum saç dökülmeye karşı şampuanları.
Rengi ve kokusu çok güzel. Köpürmedede sorun yok ama dediğim gibi kurutuyor saçları. İçerisinde yoğun bakım serumu olduğu belirtilmiş ambalaj üzerinde şöyleki madem bakım serumu da mevcut niye saçlarımı kuruttuğunu pek çözemedim. bende çareyi saç kremi kullanarak çözmeye çalıştım.
Saçlarımda biraz uzama sağladı. Bana göre bu şampuan erkekler için daha ideal bir ürün. Kadınların uzun saçları olduğundan kuruma fazla oluyor. Erkeklerde saçlar daha yalı ve dökülme daha yoğun olduğundan onlara daha faydalı olabileceğini düşünüyorum.
Şimdi şampuanımı tekrar değiştirmek zorunda kaldım. tamamen kuruma yapmasından dolayı değiştirdim. Belki ilerleyen günlerden yine kullanmaya devam edebilirim.
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

2 Nisan 2017

Bayat Ekmekleri Nasıl Değerlendirdim

Çocukluğumdan kalan bir lezzet denedim hafta içi. Ben bayat ekmekleri atmayı sevmem. Çoğumuzda bayat ekmekleri rondodan geçirip daha sonra köfte harcı filan yaparız. Kalan küçük parçalarıda kuşlara atarız :)
Hafta içi evde ne yemek yapayım derdine düşünce bende bayat ekmekler değerlendireyim dedim. Küçükken anneannem yapardı ve adınada sanırım Papara denirdi. 
Normalde kıyma ile yapılıyordu ama ben bir adet tavuk göğsü haşladım. Bir adet soğan, domates ve biber ile sos hazırlayıp haşlamış olduğum tavuğu diderek içine karıştırdım. Biraz sulu olması gerekiyor. 

Bayat ekmekleri küçük küçük doğrayarak biraz yanmaz tavada kavurdum. Ben böyle kıtır kıtır olan ekmek parçalarını çok seviyorum. Bu yüzden yanmaz tavada biraz gezdirdim. Daha sonra ekmekleri borcam içerisine aldım. Hazırladığım tavuklu sosu ekmekleri üzerine döktüm. Bu ekmekleri ıslatmak tamamen sizin isteğinize kalmış. İsterseniz sosu bolca kullanabiliyorsunuz.

Ekmekleri sos ile ıslattıktan sonra üzerine yoğurt ekleyip birde salçalı yağ yaparak servis yapabiliyorsunuz. Küçük tabaklarada aynı servisi sunabilirsiniz ama ben daha çok bu şekilde yapmayı tercih ettim.
Lezzeti gerçekten güzel. tavuk yerine kıyma koyarakta bir akşam menüsü hazırlayabilirsiniz. Bayat ekmeklerinizi bu şekilde değerlendirdiğinizde ekmekler ziyan olmamış oluyor.

Kalan sosu daha sonra tekrar ısıtıp aynı şekilde hazırlayıp tüketebilirsiniz. 
Çocukluğumda anneannem yaptığında pek bir severdik. Kuzenlerle oturup koca bir tepsiyi bitirirdik. Bazen özlüyorum çocukluğumu ve bu tatları yapıncada tekrar hatırlamış oluyorum.
bayat ekmeklerinizde yapacağınız daha bir çok tarif vardır bu da benden olsun :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.