25 Mayıs 2017

Aşkın Bölümleri; Giriş, Gelişme, Sonuç

İnsanın hayatında en farklı duygulardan biri olan Aşk duygusuna belki de daha önce benim baktığım şekilde bakmamışsınızdır. Evet benim Aşka bakış açım giriş, gelişme ve sonuç şeklinde. Aslında hayata baktığımızda da hayatın sadece üç bölümden oluştuğunu görürüz. Doğum, büyüme ve ölüm. Aşkta bana böyle geliyor. özellikle giriş ve gelişme bölümleri sonucunu oluşturduğu için sanırım temelini sağlam atmak gerekiyor :)

Aşkın Giriş Bölümü
Karnınızda uçan kelebekler, gözünüzdeki parıltı ve dudaklarınızda anlamsız gülüşler. Belki de Aşkın en heyecanlı ve tatlı bölümü. İlk tanışma, ilk bakışma, ilk birşeyleri paylaşma, ilk kez sinemaya gitme, ilk beraber aynı şeye gülme.... Bu ilkler hiç bitmiyor giriş bölümünde. 
Çoğu kişinin bu bölümü sevdiğini biliyorum. Meraklı ve heyecanlı oluyor bir süre hayat. Yüzünüzdeki anlamsız gülüşler ve tatlı bakışlar Aşık olduğunuzu gösteriyor. 
Aşkın giriş bölümü tatlı olduğu kadar da çabuk bitiyor. Çünkü artık tanımaya ve çözmeye başlıyorsunuz. Hatta yavaş yavaş yerine düşünmeleriniz başlıyor. Korkmayın Gelişme bölümü daha farklı :)
Aşkın Gelişme Bölümü
Hayatınızdakinin ne kadar süredir hayatınızda olduğunu düşünme vaktidir bu vakit. Aradan geçen günler ve haftalar daha da kuvvetlendiriyor. Alışkanlıklarınız değişiyor. Daha önce düşünmediğiniz ama düşünmeye başlayıpta asıl kendinizi bulduğunuz bir süreç bu. 
Ne yaparsam kızar ne yaparsam mutlu olur zamanları :) Benim en sevdiğim bölüm bu :) Aşktan bu bölümde keyif almaya başlıyorum.
Artık karşınızdakini tanıyorsunuz. Ne içer ne yer neye kızar neye trip atar bunların hepsi artık bilinenlerdir. 
O giriş bölümünün heyecanı biraz dinmiştir. Tabiki heyecanı kaybetmeyin. Ben hala telefon çaldığında bile heyecanlananlardanım :)
Artık çocukluk yapacağınız zamanlardasınız demektir. Çözmeye başladığınız kişinin herşeyini öğreniyorsunuz. Zaman zaman dedikodu yapmak tabiki şart :) 2 saat haber alınmasa hemen bir telaşa kapılıyorsunuz. Daha çok alışkanlıklar ön planda oluyor. Yüreğinizin atışları durmuyor. yavaş yavaş sonu oluşturmak istiyorsunuz. Kavgalar sevinçler bir arada yaşanıyor. 
Gelişme bölümü ne kadar mutluysa sona giden yolda bir o kadar heyecanlı oluyor. Gelişme biraz kötü geçtiyse işte kaçınılmaz sonlardan biri oluyor. 
Sevginin en çok yaşandığı bölümdür gelişme bölümü. Kendiniz ve karşınızdakinin hakkında bir çok şeyi öğrenmiş oluyorsunuz. Ama beraberkende yeni şeyler öğreniyorsunuz. Farklı bir yapıdır gelişme. Ben seviyorum gelişme bölümünü Aşkın.
Kendimi daha iyi hissettiriyor. Daha çok sevgiyle örülüyorum sanki. İçimdeki her şeyi daha çok yansıttığımı düşündürüyor.
Sonuca geçerken iki seçeneğiniz var. İki seçenekten birini seçmekte yine size düşüyor.
Aşkın Sonuç Bölümü
Gelişme bölümünde Aşkın her halini yaşıyorsunuz ama sonuç iki seçenek...
Birinci seçenek eğer gelişme bölümü mutlu ve sakin geçmişse mutlu son var demektir. İkinci seçenek ise gelişme bölümünde her iki tarafta yıpranmışsa Aşk bitti demektir. İkinci seçenek her zaman üzücü olacaktır. Yıkılan hayalleriniz ve biten duygularınız birbirinizden ayırıp farklı dünyalara açılmaya başlayacaktır. Eğer yorucu ve bıktırıcı geçtiyse sonucun böyle olması hayatınızda tecrübe olacaktır. Fakat mutlu ve sakin geçtiyse tamam tamam başlayın Aşkın birleşmesi fragmanına :)
Herkes tabiki birinciden yana. aşkların bitmesi güzel bir şey değil. Sonuç bölümünde mutlu sona karar verildiyse farklı boyutlara geçme zamanı gelmiş demektir. Geçilecek olan boyuta hazırlıklar ve heyecanlar başlayacaktır. Bu demektirki yine bir döngü içine giriliyor. Yani giriş, gelişme ve sonuç bölümleri sil baştan. İşte en keyif alınacak Aşk hali. 
Aşk bu kadar derin ve anlamlıyken umarım hayatınız boyunca tek aşkta sürekli giriş, gelişme ve sonuç bölümleri hep tekrarlanır. 
Sanırım ben sonucun birinci seçeneğine yol almaya başladım. Enteresan bir duygu.. Yani daha önce hiç böyle hislere kapılmamıştım. Tuhaf bir haldeyim. Şimdilik sorunsuz geçen gelişme bölümüm mutlu sonla sonuçlansın istiyorum :)

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

23 Mayıs 2017

Dermacol Kapatıcı Krem Hakkında Bilmek istedikleriniz

Geçenlerde instagramda sürekli tercih ettiğim muhteşem kapatıcım Dermacol ile görsel paylaşınca gelen yorumlardan aslında ürün hakkında çok fazla bilgi sahibi olmayan ve ürünü kullanmak isteyenlerin olduğunu farkettim. Ben yazdığımı düşünüyordum daha önce ama yazmamışım. Bu tamamen benim eksikliğim :)
Neyse geç oldu ama güç olmadı. Oturdum Dermacol hakkında tüm deneyimlerimi yazmaya başladım. Umarım sizler için doğru bilgi vermiş olurum.

Dermacol kapatıcı krem diğer kapatıcılara oranla yüksek kapatıcılığa sahip tek ürün bana kalırsa. Çünkü reklamlarında da dövmelerin bile kapatılacağını gösteriyor. Ben yazın omzumdaki dövme için kullanmıştım. Başarılı bir sonuçta aldım. Gerçekten sanki hiç dövme yokmuş gibi duruyordu. Tabiki uygularken dikkat edilmesi gerekenler var. 
Dermacol kullanılmadan önce cildin temizlenmiş olması gerekiyor. Temiz cilt üzerine bol nemlendirici ya da serum uygulayıp bir 10 dakika beklemeniz şart. Çünkü nemli ciltte uygulama yapıldığında hem kalıcılığı hem de kapatıcılığı artıyor.
Ben günlük makyajımda kullanmıyorum ama özel davetlerde özellikle göz altı için tercih ediyorum. Nemlendiriciyi uygulayıp bekledikten sonra çok az miktarda Dermacol kapatıcı makyaj süngeri üzerine sıkıyorsunuz. Aynı kapatıcı uygular şekilde minik darbeler ile cilde yediriyorsunuz. Cilt yüzeyinde renk hemen fark ediyor. Üzerini kapatmak istediğiniz leke ya da dövme silik bir hal alıyor. Ardından biraz daha bekleme yapıp cildin ürünü iyice emmesini sağlıyorsunuz. Ben uygulamayı dövme kapatmak için iki kere yapıyorum. 

Kapatıcıyı kullandıktan sonra normal makyaj ürünleri ile makyajınıza devam ediyorsunuz. Ve gerçekten sonuç muhteşem. 

Yalnız Dermacol kullanırken mutlaka nemlendirici kullanmalısınız. Aksi halde topaklanma ve yol yol bir görüntü oluyor. Suya dayanıklı bir ürün ovalamadıkça çıkmıyor. Özel davetlerde yapılan porselen makyajı ya da düğün derneklerde yapılan o güzelim pürüzsüz makyajları Dermacol ile yapabilirsiniz.
Yazın denizde çok iyi iş çıkaracağından eminim. Ayrıca tonları arasında teninize uygun tonu tercih etmeniz size yardımcı olacaktır. Benim Dermacol kapatıcım tenimden bir ton açık ve üzerine pudra uyguladığımda normal ten rengimi elde ediyorum.
Dermacol yapısı oldukça yoğun bir ürün. Bu yüzden nemlendirici ve serum ile kullanılması uygun oluyor. Bir çok kişi yanlış uygulama yaptığı için sonuçtan memnun kalmayabilir. Deneme yanılma yöntemi ile keşfettiğim bu ürün artık benim makyaj masamın vazgeçilmez ürünlerinden.
Kafanızda soru işareti kalmasın Dermacol ile alakalı. Alıp kullandığınız da gerçekten bu zamana kadar nerdeydi dedirten bir ürün.
Bir çok internet sitesinde ve instagram hesaplarında ürünü bulabilirsiniz. İnstagramdan paylaştığım fotoda benim temin ettiğim yer mevcut. Denemek için geç kalmayın derim :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

19 Mayıs 2017

Yazı Yazmayı Sevenler İçin Para Kazanma Sistemi

Çoğu blogger arkadaşım yazı yazarak para kazanabilmekte. Özellikle blog dünyası her geçen gün  popülerliğini attırdığı için bloglar üzerinden de para kazanabiliyorlar. Yazı yazmaktan keyif alanlar için ayrı bir platformda yazarak para kazılacak yeni bir site keşfettim. Daha önceki yazılarımda bu tarz sitelerden bolca bahsetmiştim. Birebir deneyimlediğim ve zaman buldukça yazıp para kazandığım bir sitede daha bulmak oldukça hoşuma gitti.
Ayrıca bu site diğer yazı yaz para kazan siteleri gibi değil. İlgi duyduğunuz konulara göre kategorilere ayrılmış bir site. Birde yazdığınıza ekstra olarak yarışmalar ve sıralamalardan da para kazanabiliyorsunuz.
Top 100 listesinin ilk 21 yazarından biri olduğunuzda kazançlarınıza belli ücretler ilave olarak ekleniyor. Haftalık yarışmalar düzenlendiği için bir ay gibi kısa sürede 700-800 tl civarı para kazanabiliyorsunuz.
Başlangıçta sıcak bakmasamda son zamanlarda oldukça ilgi uyandırıcı bir site oldu. İnternet üzerinden yazdığınız makalelerin bir çok insana ulaşması ve bu bilgilerin paylaşılması oldukça gurur verici.
Çoğu sitenin içeriğinde kendi yazdığım makalelere denk gelmiş olmamda sanırım işin keyifli yanı.
Yazan.net sitesi yazdığınız makalelere belli miktarda ödemeler gerçekleştiren bir site. Üyeliğiniz aktif olduktan hemen sonra yazmaya başlayarak para kazanabiliyorsunuz. Bu arada yakın zamanda makalelere zam gelecek olması yazma isteğinizi arttırabilir.

Ben yazı yazmayı seven biri olarak bu sitede yer aldığım için çok memnunum. Evet yoğunluktan dolayı çok vakit ayıramıyorum ama evde yazarak para kazanmak isteyenler için güzel bir yöntem. Ne kadar çok makale yazarsanız o kadar kazanç elde ediyorsunuz. Ekstra kazançları da dahil ederseniz yaşadınız demektir. Hatta çalışırken bile bu işi rahatlıkla yapabileceğinizden eminim. Masa başı çalışanlar facebook gibi sosyal ağlarda oyun oynamak yerine nette geçirdiği zamanı paraya dönüştürebilir diye düşünüyorum.
İlk ayımda kazandığım 1200 tl neredeyse maaşın yarısı :) Bence bu fırsatı kaçırmak istemeyebilirsiniz. Bu yüzden bir an önce siteye üye olup işe koyulun derim.
İster çalışan olun ister öğrenci ek gelir elde etmek için sadece biraz araştırma ve cümle kurma yeteneğinize ihtiyacınız olacak.
Detaylı bilgi almak için resme tıklayarak siteyi inceleyebilirsiniz.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

17 Mayıs 2017

Evcil Hayvan İle Yaşamak

Bizde bir Kupa var :) Normalde kedileri sevmeyen ben ev içerisinde kedi ile yaşamaya başlayalı 10 ay oldu. Başlangıçta çok zorluk çektik. Kupa rahatsızdı ve ben onun bbaşında bir hafta uyumadan bekledim. Acaba nefes alıyor mu acaba tuvaletimi geldi acaba acıktı mı canı acıyor mu diye koca bir hafta. Serum takıldığında ve başında beklerken ağlamalar. Hepsini nasıl yaşadım bilmiyorum. Kaldıki normalde kedi gördüğünde masa sandalye bırakmayan bir ben için bir kediye kabullenmek korktuğumdan daha kolay oldu :)

Kupa bir İran kedisi Chilchila cinsinden. Yüzüne bakınca sanki doğarken suratına tava yemiş bir hali var :) 2 yaşında ve bu yıl 3 yaşına girecek olmasına rağmen çok uysal. Başlangıçta oda uyum sağlayamadı. Korktu ürktü saklandı ama alıştı. Şimdi sanki bir parçam gibi.
Saraylara layık kızım benim diye seviyorum. Kimine göre evde evcil hayvan ile yaşamak zor gözüksede aslında evde kedi ile yaşamak oldukça kolay. Tabi arsız bir kediden bahsetmiyorum.
Bizim Kupa mutfakta tezgah üzerine hiç çıkmaz, açık yemek görse açta olsa onu almaya yeltenmez. Vitrin tepelerinde ya da makyaj masası üzerine tünemez. Cinsinin en sakin hayvanı mübarek.
Kedi dediğin biraz yaramaz ve yılışık olsun derler ama biz Kupa' da böyle bir şey görmedik. Bu yüzden onunla yaşam oldukça kolay oluyor.

Kupa acıktığı ya da susadığı zaman yanıma gelerek iki miyavlar anlarımki acıkmış. Evdeki herkeste onun bu hareketinin acıkma olduğunu bilir. Normalde otururken filan hayatta sokulmaz. İlla kucağa alınıp sıkılarak sevilmesi lazım.
kumundan başka bir yere çatlasa tuvaletini yapmaz. Bunu daha ilk günde göstermişti. Saatlerce kumu gelmemesine rağmen hiçbir yere yapmayıp kumu gördüğünde direk kuma giderek tuvaletini yapmıştı.
Açıkçası evde evcil bir hayvan ile yaşamak istiyorsanız aslında Kupa gibi bir hayvana sahip olmanız lazım. Uysal ve fazla yaramazlık yapmayan. Sabahları tepemde yatıyor. Ev içerisinde yeterki biri uyanmasın benimde uyanıp yataktan çıkmamı istiyor. Bütün gece yatağın içinde tepiniyor. yaramazlıkları hep kendi kendine bir şeye zarar vereyim şeklinde değil. 
Bu arada evin içerisinde kafeste iki tane hint bülbülü var. Kedi ve kuş aynı evde olurmu demeyin bal gibi oluyor. Kupa kafesin yanına geçip saatlerce kuşları izliyor. Ne bir pati atmak nede saldırmak hiç biri yok. Kupa' ya sahip olduğum için şanslıyım.

Tamam belki tipi itibari ile pek sevimli gelmeyebilir ama bana göre dünyanın en sevimli ve sevilesi kedilerinden biri. Bazen yatakta yatarken onu kaybetme korkusu yaşıyorum gözlerim doluyor. Bu kısacık zamanda hayatımda koca bir yer edindiği için şaşırıyorum.
Kupa duygusal bir hayvan. Tüm kediler gibi hisleri çok kuvvetli. Ağlarken mutlaka yanıma gelir sürtünür. Ben burdayım der gibi. 
Evin en çok sevilen bebeği Kupa.İyiki sahiplenmişim diyorum.
Evinizde hayvan bakmak istiyorsanız mutlaka bir kedi sahiplenin çünkü aynı çocuk gibi ilgi bekliyor ve ilgi verdiğinizde sevgisinin karşılığını veriyor. Kupa' yı bu kadar çok seveceğim aklımın ucundan geçmezdi. Bu arada Kupa' ya ait birde instagram hesabı açtık. Kupayla_hayat isimli bu hesapta sadece Kupa' ya ait görseller var.
Saraylara layık minik kızım benim seviyorum işte :)
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir. 

14 Mayıs 2017

Çizgi Film Karakterleri Evinizin Her Köşesinde

Bayağı bir zaman olmuş yine buralarda olmayalı ama bu sefer alışveriş yaparken çok keyif alacağınız bir siteden bahsetmek istiyorum. Ben oldum olası çizgi film kahramanlarına bayılan biriyim. Hatta bıraksalar evin içini bile çizgi film kahramanları ile doldururum :)
Sevgili arkadaşım Lerzan'ın 29 ekim etkinliğinde sponsor olan Karakter Dükkanı' nı bu zamana kadar nasıl keşfetmedim şaşırmadım kendime. Çünkü aradığım tüm oyuncaklar ve diğer malzemelerin hepsi bu sitedeydi.

Normalde Mickey Mouse hastası biriyim. Fakat sitede gördüğüm birbirinden güzel oyuncaklar ve nevresim takımları beni benden aldı. Bu sefer bir değişiklik yaptım ve Spider Man pike tercih ettim.
Kalite bakımından oldukça iyi olan ve hızlı müşteri memnuniyeti bence herkes tarafından sevilecektir. Özellikle birebir ilgilenmeleri ve tercih edilen ürünün kısa sürede gönderiminin yapılması beni cezbetti.
Karakter Dükkanı adresinde çocuklar için daha bir çok ürünler mevcut. Parti malzemeleri ve kostümlerde bir o kadar ilgi çekici. Peluş oyuncakların uygun fiyatlı olması sizinde bu siteyi tercih etmenize yardımcı olabilir. 

Bir sonraki alışverişim kesinlikle çift kişilik nevresim takımı olacak. Çünkü çok eğlenceli ve kaliteli ürünler olduğundan eminim.
Ayrıca çocuklar için doğum günü malzemeleri ve diğer oyuncak çeşitleri oldukça ilgi görecek gibi.
Karakter Dükkkanı adresine müşteri memnuniyetini ön planda tutup bizlerle ilgilendiği için teşekkürler. 

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

3 Mayıs 2017

3.İzzet Baysal Uluslararası Mutfak Günleri Şenliği - Bolu

Geçtiğimiz cuma günü Bolu yolculuğu yapmıştım. Birbirinden değerli blogger arkadaşlarım ile Bolu' da üçüncüsü düzenlenen mutfak günlerine Chef Elif Çıtak daveti ile gittik. Sabah erken saatlerde yollara düştük. Bir önceki yazımda da değindiğim gibi güzel bir kahvaltı sonrasında etkinliğin düzenlendiği alana vardık.

Yurt dışından gelen bir çok şefin yanı sıra ayrıca yabancı şefler jüri üyeliği yapıyordu. Yarışmaya katılanlar arasında da yabancı şef adayları ve şefler el hünerlerini sergilemeye çalışıyordu.
Normalde 3 gün süren mutfak günlerinin biz sadece 1. gününe dahil olduk. Bolu Mutfak Günlerine 36 ülkeden 450 yarışmacı katılıyordu. Aşçılar dünyasını seviyorum aslında :) Keyifli vakit geçirmek istiyorsanız mutfaka tanıdığınız bir şefiniz olsun derim :)

Mutfak günlerine ayak basar basmaz Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Emine Davarcıoğlu bizlere Bolu Mutfak Günleri hakkında bilgi verdi. Festivalde her yıl artan bir talep olduğunu ve önümüzdeki senelerde Bolu' daki bu festivalin daha fazla kişiye ulaşacağını belirtti. 3. kez düzenlenmesine rağmen aslında 4. düzenliyor. 

Festival açılış konuşmasını Sevgili Şefimiz Elif Çıtak yaptı. Kendisi zaten artık ailemizin şefi ve güzel daveti içinde kendisine de çok teşekkür ederim.

Bolu Mutfak Günleri Festival'inde birbirinden keyifli zaman geçirdik. Özellikle belediye başkan yardımcısı Emine Davarcıoğlu' na çok teşekkür ederiz. Bizlerle birebir ilgilenerek bizlere Bolu hakkında da bilgi verdi. Önümüzdeki yıl tekrar görüşmek dileğiyle diyelim
Ayrıca keyifli zaman geçirmemize katkıda bulunan diğer tüm Blogger arkadaşlarıma da teşekkür ederim. 

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

1 Mayıs 2017

Bolu Dağı Berceste Tesisleri

Geçtiğimiz cuma Bolu' da düzenlenen Bolu Mutfak günlerine Chef Elif Çıtak daveti ile katıldık. Koskoca bir günde aslında yazılacak oldukça fazla anımız oldu. Sırasıyla hepsine yer vereceğim. Öncelikle sabah 5 te yollara düşüp davet edilen tüm arkadaşları topladık. Yeni arkadaşlar ile tanışmış olmaktan oldukça mutluyum.
Herkesle muhteşem bir yolculuk geçirdik. İlk durağımız Bolu Dağı'n da bulunan Berceste Dinlenme tesisleriydi. Burada kahvaltı yapıp yol öyle devam ettik. 
Bolu Dağı Berceste dinlenme tesisleri içerisinde mini bir hayvanat bahçesi var. Doğayla içiçe olan bu kısım yeşilin her tonunu barındırıyor. 
Berceste dinlenme tesisleri tünel yolu üzerinde de var. fakat Bolu Dağı'ndaki Berceste Restauranta mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Normalde açık büfe kahvaltısı mevcut. Bizler konuk olduğumuz için bizlere serpme kahvaltı şeklinde servis yapıldı. çayımız kahvemiz sağolsunlar hiç eksik olmadı.
Kahvaltı sonrasında temiz hava almadan olmazdı. Bu yüzden restaurant alanını bol bol gezme imkanımız oldu. 

Kendi halinde horozlar, oraya buraya koşturan kuzular ve sürekli bağıran hindiler : ) Doğa ayrı bir güzel. Temiz havada biraz çarpınca hafif bir baş ağrısı ve tatlı birde uyku modu oldu arabaya tekrar bindiğimizde.
Kahvaltı sonunda bol bol fotoğraf çekinip sohbet etme imkanımızda oldu. Yeni tanıştığımız Blogger arkadaşlar ile bayağı kaynaştık. açıkçası davetten çok memnun kaldım. Çünkü seviyorum böyle davetleri.


Ekibimiz oldukça iyi ve güler yüzlüydü. eğlenmeyi seven ve eğlendiren ekipler her zaman iyidir.
Eğer yolunuz Bolu' ya düşerse mutlaka dağ yolundaki Berceste Restauranta uğrayın. Çocuklar için oyun alanı ve gezip temiz alacağınız kocaman bir alanı var. Yol yorgunluğunu  biraz olsun bu tesiste atma imkanı bulacaksınızdır.

Bolu daveti için öncelikle Chef Elif Çıtak' a teşekkür ederim. Ayrıca yeni tanıştığım blogger arkadaşlarla da tanıştığıma çok memnun oldum. En kısa sürede görüşmek dileğiyle..

Bir sonraki yayınlarda Bolu Mutfak günleri hakkında neler yaptık onlardan bahsedeceğim.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

29 Nisan 2017

Sevgiliye Mektup; Ben Seni Sevmiyorum....

Yıllar öncesindeydi bu mektup işleri.. Ben o zamana yetişmiş biriyim. Bayılırdım arkadaşlarımın aşk mektuplarını okumaya :) Gençtik, eğlenceliydik ve hiç yerimizde duramazdık. Birbirine not yazan sevgililerin notlarını herkesten gizli birbirine taşırdık. Heh işte o taşıma bana verildiyse ben açar içini okurdum. şimdilerde diyorumki ne safmış ne salakmış sevdalar ya da gerçekten temizmiş sevdalar. Şimdikiler aşmış kendini  ben yetişemiyorum bile ne olup bittiğine. Neyse konu bu değil :) Konu Sevgiliye yazdığım mektup :)

Ey Sevgili Hoşgeldin;
Benim dünyam farklıdır. Herkesin dünyası farklıdır ama benim ki dahada farklıdır. Ben bu zamana kadar sana bakıldığı gibi bakmam, sana söylendiği gibi söylemem cümleleri, sana bağırıldığı gibi bağırmam, sana el uzatıldığı gibi el uzatmam, sana gülündüğü gibi gülmem ve en önemlisi de bu zamana kadar sevildiğin gibi Sevmem....
Hoşgeldin dünyama, hayatıma, yüreğime, gözlerime, ellerime, kulaklarıma, bize Hoşgeldin...
Hiç olmayacak bir zamanda ve aslında kafamın içinde olmayan bir düşünceyle girdin hayatıma. Kader ya da kısmet. Bunu bilmiyorum ama hayatta hiçbir zaman yaşananlar tesadüf değildir. Belkide geçmişten gelen yaşam izlerindir Yaşam. Biz nerede yaşadık acaba nerede oturduk nerede güldük. 
Bunca zaman neredeydin dedirten bir aşkın başlangıcını attık. Zamana bırakılan herşey şimdi hayatımızda.
Uzun süredir kafeslere koyulan yüreğim o kafesin içerisinde öylece bir gün yok olmayı bekliyordu, varlığınla gelişinle o kafesin içinde yüreğim yaşamayı öğrenmeye başladı. Kendine karşılık bulduğunu gördüğü için kafestede olsa sadece sana atmaya başladı.
Yürek bu kendine atan hangi yürekse onunla beraber atmaya başlıyor. Sen hayatıma girdin. Bişeyler değişmeye başladı. Hayata bir farklılık geldi. Uzaktan izlenen ne varsa artık kendi yaşamımda yaşanmaya başladı.
Dik kafalıydım, bu zamana kadar her işimi kendi başıma yaptım. Bir erkek çocuğu gibi büyüyüp bir erkek gibi hayatı yaşamaya devam ettim. Geldin evet. önce tepki gösterdim. Hayır deyip kabullenmemek için direndim. Bunda çok üzdüm. Sana direnmiş olmama kızdın, söylendin. Sonra bir gece uyudum sabah uyandığımda hayatımdaydın. Öylece bodoslama. Korkma bırak bakalım ne olacak dedim ama bu seferde merak başladı.
Şimdilerde uzunca bir yol aldık. Hiç tanımadığım bir yüreği alışık olmadığım bir hayata kabul edip yürümeye başladım. Nemi hissettim :) Bu zamana kadar şimdi söyleyeceklerimi hiç benden duymadın. Halada ağzımdan duyamayacaksın denk gelirsen burda okursun :)

Sen Sevgili; hayatıma girmeye çalıştığında evet korktum. Bu korku seninle olan bir korku değildi. Dokunduğum herşeye lanet bulaştırdığımdandı. Sana zarar vermekten korktum. Sana lanet bulaştırmaktan korktum.
Sen hayatıma girme telaşına düştüğünde ben hayat koşturmacası içinde seni korkumdan koruyabilmek için olduğumdan çok farklı biri haline dönüştüm. Seni koruyacağım diye bize zarar vermeye başladım. Biliyordum hepsini ama hepside korkumdan ibaretti.

Korkuyu yenmeye başladım. Seni ve Bizi bir yere koymaya başladım. Bu seferde Aşkın getirdiği zorlukları yaşamaya başladım.
Gün içinde evet yüreğim sana atıyordu. Ben sana umursamaz olduğumda bile yüreğimi yanına bırakıyordum. Sen bunun hiç farkında değildin. Sanıyordunki telefon açıp konuşunca mesaj atıp cevaplayınca hatırlıyorum seni. Ama öyle değildi işte. 
Sen sabah işe gitmek için evden çıkarken ben yüreğimi cebine bırakıyordum. Sen yolda giderken ben yüreğimi aklına bırakıyordum. Sen iş yerinde film izlerken ben yüreğimi izlediğin filme bırakıyordum. Sen camdan dışarı baktığında şöyle uzaklara dalıp deniz manzarasına bakarken ben yüreğimi o dipsiz denizin dibine bırakıyordum. Sen birileriyle konuştuğunda ben yüreğimi diline bırakıyordum. Sen işten çıkıp o kulaklığı kulağına taktığında ben yüreğimi kulaklarına bırakıyordum. Akşam olupta yatağına uzandığında uykun gelip gözlerin kapandığında ben yüreğimi sol yanının üzerine bırakıyordum.
Ben seni hayatıma kabul etmeye çalışırken bunları yapıyordum ve sen bunların hiçbirini bilmiyordun. Agresif, dik kafalı, aklına estiği gibi sorumsuz yaşıyorsun diyordun ama ben aslında kendimle savaş içinde yüzüyordum.
Kabullendim evet. Seni şimdi hayatıma kabullendim Zor zamanlardan geçip bu kabullenişe boyun eğdiğimde asıl filmimin koptuğu noktayı yaşamaya başladım. Birinin benim hayatımda bişeylere yön verdiğini görmek kendimi beceriksiz hissetmeme sebep oluyordu. Birisi hayatına geliyor ve hayatının herbişeyini ellerine alıyor. Bırak direnmeyi diyor. Aslında şimdilerde bununla ilgili anladığım tek şey Ben herşeyi yaparım sen beni sadece sev demekti. Sen sadece bana; sev beni derken hayatımı sana sunmamı istiyordun. Bense buna alışık olmadığım için karşı çıkıyordum. Bu da usulca oturdu hayatıma. Biraz zorluda olsa kabullendim artık...
Zaman geçip geldi bugünlere. 24.10.2016 günü başlayan bu Aşk şimdilerde ayları devirdi. Bu kadar kısa sürede ne çok yol aldık seninle...
Kader kısmet deyip önümüzde beraber geçirecek ne kadar zamanımız var bilinmez. ama ben hala seni  ilk kabullenişimdeki gibi seviyorum. Heyecanlı ve Hızlı :) Aslında ben seni sevmiyorum ben sana sadece Aşığım....
Uzun süreden sonra hayatıma gelip böyle darmadağın ettiğin için teşekkür ederim. Güzel bir dağınıklık ve bitmesini istemediğim bir dağınık. Böyle kalsın işte bu dağınıklık.
Evet Sevgili  Sevmiyorum Seni Ben Sana Aşığım... 
Bir çocuğun ilk aşkı gibi, bir gencin lise aşkı gibi, bir insanın son aşkı gibi Aşığım sana...Zaman zaman üzülsemde yeri geldiğinde kahkalarla gülsemde, yüreğim bocalamaya başladığında elimi uzatmaya korksamda hatta bazen çekip gitmeyi bir kenara koysamda Aşığım ben sana...
Bakma öyle atarlanıp coştuğuma aslında ben sana git demiyorum. Kal yaşayalım diyorum. Ne olursa olsun uzattığım elimi bırakma canım çıkana kadar kal diyorum. Sen bazen ben bunu derken anlamasanda ben aslında herşeyimde sana kal diyorum.
Aşk benim içimde başka boyutta. Demek istediğim birçok şeyi söylemiyorum ben sana. Biraz içimde kalan korkudan birazda ruhumun sana ait oluşundan herşey. 
Sana ait olmak güzel. Her ne kadar sana niye aşık olduğumu bilmesemde yüreğimin yanında atışını hissetmek çok hoşuma gidiyor.
Nefes aldığım her dakika gitme benden.. Ömrüm bitip gözlerim kataraktan görmez hale geldiğinde bile tek ve son gördüğüm sen ol ve gitme benden. Ellerim titremeye başlayıp bir bardak suyu tam doldurup sana getirene kadar yarım bardak olduğunda bile gitme benden. Ayaklarım yürümekten bıkıp bir köşede oturduğumda ve kapıyı sadece sana açmak için yavaş yavaş gelirken o kapının önünde sen söylendiğinde bile gitme benden. Kulaklarım seni yanlış duyup duyduğu kadar uydurma bişey söylediğimde bile gitme benden. huysuzlanıp herbişeye kulp bulduğumda bile gitme benden...
Gözlerim artık kapandığında bedenim hayatla vedalaşıp başka bir dünyaya gitmeye kalktığında bile gitme benden. Ruhumu yanına bırakırım....

Ne çok şey hissetmişim bu kadar kısa sürede... Bende aşk başkaydı işte. Sen bunları böyle duyamazsın benden ama tek bişeyi bil.... Ben Seni Sevmiyorum Ben Sana Aşığım.......



Hayatımın en zor yazısı oldu :) içimdekini buralara yazmaya çalıştım ama sadece bir kısmını yazabildim. yazmak isteyipte yazamadığım daha bir çok şey var. Yüreğimin bir kısmını döktüm buraya. Herşey kader kısmet sonu ne olur bilinmez ama yazıyı sonuna kadar okuduysanızda bir dua edip öyle geçin. Belki alınan dualarla dahada canlı kalır Aşk .....

Okuyucuya Not : Her ne yaşadıysanız yaşadınız. Her ne kadar üzüldüyseniz üzüldünüz ve güldünüz. Hayatınızdan tek bişeyi eksik etmeyin. O da ; Sevgi......


Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

22 Nisan 2017

Ekşi Mayalı Ekmek

Bizim evde doğal ürünlere ilgi oldukça fazladır :) Hazır gıda yerine evde kendi yaptığımız yiyecekler hep ön planda. Hatta doğal pazar oldumu tutmayın bizim evi :)
Uzun zamandır denemek isteyipte bir türlü deneyemediğim ekşi mayalı ekmeği sonunda yapabildim. Sevgili Leyla Abla blogu marindentariflerde sık sık karşılaşmış olabilirsiniz bu ekmek tarifine.Bende sürekli yapmak isteyipte yapamıyordum. İlk deneme olduğu için küçük bir ekmek yapmayı tercih ettim. Kepekli ve doğal bir ekmek ortaya çıktı. Sonuçtan oldukça memnun haldeyim :)
Ekşi mayalı ekmek için öncelikle evde ekşi maya hazırlamanız gerekiyor. Bunun için un, su ve bir tatlı kaşığı bal yeterli oluyor. Mayanın beslenmesi ise kullandıktan sonra oluyor. Ekşi maya malzemelerinizi cam bir kavanozda ve ısısı olan bir yerde iki gün bekletmek zorundasınız. Çünkü mayalanma ısı ile birlikte oluyor.

Ekşi mayanızı hazırladıktan sonra ekmek yapımı tabiki çok kolay. Ben küçük yaptığımdan ölçülerim daha az.
2 bardak kepekli un
1 bardak ılık su
Yarım bardak ekşi maya
1 tutam tuz 
1 tutam toz şeker
Bütün malzemeleri iyice yoğuruyorsunuz. ardından yarım saat ekmeği dinlendirmeye bırakıyorsunuz. Ne kadar çok yoğurursanız hamur o kadar güzel oluyor. Tadıda aynı şekilde. Beklettiğiniz hamura şekil verdikten sonra bıçak yardımı ile üzerini çizip unluyorsunuz ardından unladığınız fırın kabına alıp 200 derecede ısıtılmış fırında ilk yarım saat pişiriyorsunuz. Daha sonra ısıyı düşürüp 15 dakika daha pişiriyorsunuz. Ben bunu tamamen hamurumun pişmesiyle orantılı olarak yaptım. Çünkü arada fırını açıp baktım :)

Ekmek piştikten sonra dışı sert gelebilir ama içi muhteşem. İlk denemeye göre oldukça iyi bir başarı elde ettim :) Çeşitli malzemelerde ekleyip tarifi zenginleştirmeyi düşünüyorum. İlerleyen günlerde bol bol ekmek yapma planım var :)
Afiyetle yiyebilir ve özellikle konuklarınıza ikram edebilirsiniz. Gerçekten lezzeti harika.

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

18 Nisan 2017

Lr Colours Mat Fondöten

Hassas ve alerjik bir cildiniz varsa makyaj ve diğer cilt ürünlerinde başınız dertte demektir. Cildinize uygun ürünü bulana kadar birçok zorluk yaşarsınız Bende onlardan biriyim. Bugüne kadar denemediğim ürün kalmadı. Özellikle makyaj ürünlerinde çok seçici davranmak zorunda kaldım. En ufacık bir hata cildimin hemen sivilcelenip kaşınmasına neden oluyor.
Geçtiğimiz mart ayında üye olduğum Lr firmasında gördüğüm mat fondöteni denemek istedim. Normalde fondöten kullanmıyorum. BB yada CC kremleri tercih ediyorum. Fondötenlerin ciltte kalıp gibi durması benim sinirimi bozuyor. Birde her yere bulaşıyor. Bu yüzden benim için fondöten kullanmak ızdırap. Hal böyle olunca benim imdadıma BB ve CC kremler yetişiyor.

Neyseki geçen ay kullanmaya başladım Lr mat fondöteni. Başta çok tereddüt ettim acaba alerji yapacak mı diye ama bir kaç gün geçince baktım alerji yapmıyor devam ettim. Cildime uygun rengi seçmiş olmakta işimi kolaylaştırdı.

Lr fondöteni makyaja başlamadan önce cildime uyguladığım cilt kremimin üzerine uyguluyorum. Cildimin tonunu hemen alıyor ve güzelde kapatıcılığı var. Pudram bir ton koyu olduğu için tam cildime uygun bir renk veriyor. Bunun yanı sıra sivilcelerimden bana miras kalan lekelerimi kapatıcılığı oldukça iyi durumd. Ayrıca herhangi bir sivilcelenme ya da alerji yapmadı. Yazın kullanmam ama bu mevsimlerde bana iyi bir yardımcı oldu. Gün içinde makyaj tazeleyen biri değilim bu yüzden tüm gün cildimde kalıyor. Nemlendirme bakımından da oldukça iyi bir ürün. Birçok renk seçeneği bulunmasından dolayı herkesin rahatlıkla cildine uygun tonu bulacağından eminim.

Makyajım bittikten sonra kadife hissi bırakması çok hoşuma giden bir durum. Bunun yanı sıra özellikle yağlı ciltler bu fondöteni tercih ederse ciltte mat görüntüyü elde etmenize yardımcı oluyor. Zaten kuruya dönük karma olan cildimde alın ve burun üst kısmında parlama yapıyordu fakat bu fondötenle böyle bişey olmadı.


Şimdilik fondötenimden oldukça memnunum. Lr ürünlerine olan güvenim biraz daha arttı. Önümüzdeki aylarda bakalım devamı nasıl olacak. Çünkü sürekli makyaj ürünü değiştiriyorum. Bunu cildimin hassasiyeti ve alerjik yapısından dolayı yapmak zorunda kalmak benim bütçeyi bayağı zorluyor. Yaz geldiğinde BB ve CC kremlere dönüş yapacağım. Bu yıl kullandığım bir çok BB ve CC kremlerden sonra bu fondöten alternatif olduğu için çok şanslıyım :)
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

11 Nisan 2017

Bioblas Saç Dökülmelerine Karşı Şampuan

Yine uzun bir ara verdim işlerden fırsat bulamadığım için pek fazla yazı da giremez oldum buralara. Şampuanlar konusunda artık doktora yapmam gerekecek :) Yine son iki haftadır kullandığım şampuanımdan bahsetmek istiyorum.
Bioblas markasına ait olan bir çok ürünü kullandım. Bir kaçından memnun kalmamıştım. Bu şampuandan da memnun kalıp kalmadığımı anlayamadım. Mevsimsel geçişlerde çoğumuzun saçlarında dökülmeler oluyor. Benimde mevsime yenik düşen saçlarım biraz fazla dökülmeye başlamıştı. Bu yüzden bu şampuana başladım. Birde keratin bakım olduğu için tercih ettim diyebilirim.
Şampuanı ilk kullanmaya başladığımda saçlarımda bir sertleşme ve kuruma oldu. Saçlarıma sıvı saç kremi kullanıyorum. Bu şampuanla beraber ekstra saç kremi kullanmak zorunda kaldım. Normalde saç kremi kullanmıyorum fakat bu şekilde saçımda kuruma yapan şampuanları kullandığımda saç kremi kullanmak zorunda kalıyorum.

İlk denediğimde kurumayı pek önemsemedim ama bir kaç kullanımdan sonra kuruma devam edince saç kremi ve saç bakım yağı kullanmak zorunda kaldım. Bunun yanı sıra saçlarımda başlayan dökülme biraz olsun azaldı. Bunun dışında pek bir değişiklik olmadı.
İnce telli ve kuru olan saçlarım biraz toparlandı gibi istediğim sonucu alabilmek için kullanmaya devam etmem gerekiyordu. asında benim saç dökülmem sadece taradığımda dökülen saçlarımdan ibaret. Bu da normal bir durum. Dökülme artınca başlıyorum saç dökülmeye karşı şampuanları.
Rengi ve kokusu çok güzel. Köpürmedede sorun yok ama dediğim gibi kurutuyor saçları. İçerisinde yoğun bakım serumu olduğu belirtilmiş ambalaj üzerinde şöyleki madem bakım serumu da mevcut niye saçlarımı kuruttuğunu pek çözemedim. bende çareyi saç kremi kullanarak çözmeye çalıştım.
Saçlarımda biraz uzama sağladı. Bana göre bu şampuan erkekler için daha ideal bir ürün. Kadınların uzun saçları olduğundan kuruma fazla oluyor. Erkeklerde saçlar daha yalı ve dökülme daha yoğun olduğundan onlara daha faydalı olabileceğini düşünüyorum.
Şimdi şampuanımı tekrar değiştirmek zorunda kaldım. tamamen kuruma yapmasından dolayı değiştirdim. Belki ilerleyen günlerden yine kullanmaya devam edebilirim.
Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

2 Nisan 2017

Bayat Ekmekleri Nasıl Değerlendirdim

Çocukluğumdan kalan bir lezzet denedim hafta içi. Ben bayat ekmekleri atmayı sevmem. Çoğumuzda bayat ekmekleri rondodan geçirip daha sonra köfte harcı filan yaparız. Kalan küçük parçalarıda kuşlara atarız :)
Hafta içi evde ne yemek yapayım derdine düşünce bende bayat ekmekler değerlendireyim dedim. Küçükken anneannem yapardı ve adınada sanırım Papara denirdi. 
Normalde kıyma ile yapılıyordu ama ben bir adet tavuk göğsü haşladım. Bir adet soğan, domates ve biber ile sos hazırlayıp haşlamış olduğum tavuğu diderek içine karıştırdım. Biraz sulu olması gerekiyor. 

Bayat ekmekleri küçük küçük doğrayarak biraz yanmaz tavada kavurdum. Ben böyle kıtır kıtır olan ekmek parçalarını çok seviyorum. Bu yüzden yanmaz tavada biraz gezdirdim. Daha sonra ekmekleri borcam içerisine aldım. Hazırladığım tavuklu sosu ekmekleri üzerine döktüm. Bu ekmekleri ıslatmak tamamen sizin isteğinize kalmış. İsterseniz sosu bolca kullanabiliyorsunuz.

Ekmekleri sos ile ıslattıktan sonra üzerine yoğurt ekleyip birde salçalı yağ yaparak servis yapabiliyorsunuz. Küçük tabaklarada aynı servisi sunabilirsiniz ama ben daha çok bu şekilde yapmayı tercih ettim.
Lezzeti gerçekten güzel. tavuk yerine kıyma koyarakta bir akşam menüsü hazırlayabilirsiniz. Bayat ekmeklerinizi bu şekilde değerlendirdiğinizde ekmekler ziyan olmamış oluyor.

Kalan sosu daha sonra tekrar ısıtıp aynı şekilde hazırlayıp tüketebilirsiniz. 
Çocukluğumda anneannem yaptığında pek bir severdik. Kuzenlerle oturup koca bir tepsiyi bitirirdik. Bazen özlüyorum çocukluğumu ve bu tatları yapıncada tekrar hatırlamış oluyorum.
bayat ekmeklerinizde yapacağınız daha bir çok tarif vardır bu da benden olsun :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

26 Mart 2017

Recep İvedik- 5 Film Yorumum

Geçtiğimiz pazar bir sinema yapalım dedik. Tüm serilerini izlediğim Recep İvedik haftaiçi adından sıkça söz ettirince bizde bir gidelim bakalım neymiş son film diye merakla gittik. Açıkçası hem eğlendim hem de kızdım. Fakat eğlence ağır bastı :)
Filmin başlangıcı bir cenaze. Rahmetli uzun yol şoförü olduğundan ölmeden önce yaptığı bir anlaşma ile Türkiye' yi Avrupa' da temsil edecek sporcuları Üsküp' e götürmesi gerekiyor. Recep boş durur mu? Hemen atladı ve yanında yaveriyle yollara düştü.
Spor kafilesini almak için gittikleri yerde başkanla sözlü diyaloğa girdikten sonra neyseki yola koyuldular.
Recep İvedik filmlerinde klasikleşen Kara Ambar Kamyoncular Derneği, bu seride de karşımıza çıktı. Arada geçen diyaloglar ve tavırlar oldukça güldürücü. Aslında film sonrasında aklınızda kalan tek şey gerçekten böyle insanların hayatta olup olmadığı. En azından kendi adıma diyeyim ben her film sonrasında bunu düşünüyorum. Benzer davranışları olan birçok insanla gün içerisinde karşılaşıyoruz ama birebir böyle bir insan var mıdır çok merak ediyorum.

Neyse yolda sporcuların yediği kuru fasulye midelerini bozmuştur ve sporcular ertesi gün dünya sporcuları ile yarışarak madalya kazanacaktır. Sporcular rahatsızlanınca çözüm yine Recep İvedik' ten gelir. Bunda da kendi yöntemlerini konuşturan Recep bakalım neler yapacak.
Filmin sonunu söylemek istemiyorum. Sevdim eğlendim sadece espriler güzeldi. Biraz kızdım çünkü fazla bir şekilde iğneleme vardı. aslına bakarsanız doğru iğnelemeler ve laf atmalar vardı ama sinemanın bu şekilde kullanılması biraz kızdırdı beni.
Normal hayatımızda bu şekilde insanlar olsaydı sanırım daha eğlenceli bir hayatımız olurdu. ortalama 1,5 saat süren bu eğlenceli filminde sonuna geldiğimizde esprilere dair aklımda hiç bişey kalmadı. Güldük ve orada bıraktık :)
Sahneler gözümün önünde ve bunlara gülüyorum hala. 
Bir sonraki filmimiz ne olur bilinmez. Hafta içi yine bir kaç film izledim. Bakalım onların yorumlarını yapabilecek miyim:)

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

25 Mart 2017

Hoşbulduk LR Health & Beauty

Son 15 gündür yeni bir heyecan içindeyim. açıkçası nereden ne şekilde başlamam gerektiğini sürekli sorguladığım bir yerdeyim. Herkesin günümüzde bildiği LR Network Marketing sistemine kayıt oldum. 
Başlangıçta ihtiyacım olan bir kaç parça ürün vardı ve onları satın alarak iş ortağı oldum. Vaktim olmadığı için çok fazla eğilemeyeceğimi düşünüyorum şimdilik ama ilerde ne olur bilinmez. Hee öyle ufak tefek bir şeyle de başlamam hani direk olarak arabaya koşarım :)
Neyse bir ay boyunca daha önceden blogger dünyasından tanıdığım namı değer Sosyal Annem peşimden koştu :) Beni ikna etmek için birçok şeyi anlattı. Bende dayanamadım ve iş ortağı olmaya karar verdim. Hala nereden başlayacağımı tam kestiremiyorum. Şuan sadece ürünler ile ilgili eksiklerimi tamamlayıp bilgi birikimi yapıyorum.

Aslında daha önce ürünlerini kullanmış biri olarak LR ürünleri hakkında bilgim var. Gerek acil durum spreyi olsun gerekse diğer ürünleri olsun kullanıyorum. Hatta micro silver diş pastasını halada kullanıyorum. şimdi birde yeni aldığım ürünleri var onlarıda kullanıyorum.
Bende herkes gibi çok ön yargılı yaklaştım bu tarz network marketing sistemi olan firmalara. acaba yapabilir miyim şeklinde kendimle çok savaştım. Sonra baktımki aslında benim bişey yapmama gerek yok. Ben kullandığım ürünleri çevreme anlatırken aslında bir nevi onlarada destek olabileceğini düşündüm.
Ay sonu itibari ile buna bir iş gibi yaklaşıp kısa sürede önce saatimi almayı sonrada arabayı almayı planlıyorum. Bu arada bu yıl LR' de mercedes var. Önceden Clio araç veriliyordu bu yıla özel Mercedes verilecek.
Bu bir şans olabilir ama her işte olduğu gibi buda emek isteyen bir iş. En güzel yanıda sürekli büyüyen bir dünyanızın olması. Başlangıçtaki işler biraz zor ilerlese de mutlaka meyvesini yiyebileceğinizi düşünüyorum.
evine destek olmak isteyen bir çok kadının evinden sadece bir kaç saat ayırıp yapabileceği bir iş olduğundan onlar için daha kolay olacaktır. Sonuçta herkesin paraya ihtiyacı var herkesin yaşam standartlarını yükseltmeye ihtiyacı var. Bu yüzden LR kadınlar için inanılmaz bir iş fırsatı sunuyor.
İlerleyen zamanlarda başarılarımı paylaşmaya çalışacağım. Şimdilik bana hayırlı uğurlu olsun bakalım :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

14 Mart 2017

Kaptan Fantastik Film Yorumum

Geçtiğimiz pazar evde sere serpe bir tatil günü yaşarken oturup film izlemek istedim. Karşıma gelen ilk filmi açıp izlemeye başladım. Başlangıçta nasıl olsa sıkılırım deyip öylesine izlemeye koyuldum. Film ilerledikçe dikkatimi çekmeye başladı ve filmin sonunu getirebildim.
Beni ağlatan filmlerin her zaman yeri ayrıdır bende. Defalarca izlemek isterim. Kaptan Fantastik isimli bu filmde beni ağlatmayı başardı.
Çoluğunu çocuğu toplayıp bir dağa yerleşen bir aile düşünün. 6 çocuklu bir aile. Çocuklar okula gitmiyor ama babaları onları en iyi şekilde eğitiyor. Anneleri rahatsızlığı için uzaklarda ve bir intihar haberiyle baba ve çocuklar yüzyüze kalıyor.
Mutlu oldukları bir yaşamları var. Özellikle şehir hayatından uzak bir yaşam sürmek isteyenleri heveslendirecek bir yaşam. Anne intihar ettikten sonra çocuklar annelerinin cenazelerine gitmek istiyorlar. Tabiki buda zorlu bir süreç.

Anne ölmeden önce vasiyetini babaya bırakmış. Yakılarak ve bir tuvaletten küllerinin atılmasını istiyor. Ayrıca cenazesinde ağlamak yerine şarkılar söylenip dans etmek istiyor. Bunu bilen baba çocukları ile annenin vasiyetini cenazede paylaşıyor.
6 çocuklu olupta çocukların içerisinde tabiki farklı karakterlerde oluyor. Babadan nefret eden bir çocuk illa olacak. Annelerinin cenazesinde dedesi ve büyük annesi ile kalmak isteyen bir yaramaz ortaya çıkıyor ve asıl film bana göre burada başlıyor.
Çocukları ve ailesi için savaş veren Baba; hayata yenik düşüyor. Çocuklarını dedesi ve büyük annesinin yanına bırakarak şehri terketmek zorunda kalıyor. Fakat et tırnaktan ayrılmaz. Babayı bekleyen müthiş bir sürpriz ve bunun yanı sıra tamamlanması gereken bir göreve atılıyorlar.
Aslında bu kadar detay vermiş olmak bile filme ihanet ettiğimi düşündürüyor. İzlerken hem keyif aldım hem de ağladım. Çocuklarınız ile beraber rahatlıkla izleyebileceğiniz bir film aslında. 
Bunun yanı sıra ailenin ne kadar önemli olduğu ve çocuk yetiştirirken klişelerden bile çıkabileceğimizi gösteriyor.
İmkanım olsa bir dakika durmayacağım onların yaşamlarını özendim diyebilirim. Harika bir yaşam ve çocuklar öyle kör cahil bir şekilde yetişmiyor. Hepsi en az 6 dil biliyor :)
Haftasonu evinizde film izlemek isterseniz Kaptan Fantastik filmine mutlaka yer vermenizi tavsiye ederim.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

11 Mart 2017

Yeni Trend : Chia Tohumu

Son günlerde belki de sıkça duyuyorsunuzdur beslenmede Chia Tohumu. Zayıflamak isteyen kişilerin elinden düşürmediğini ve sağlıklı beslenme de vazgeçilemeyen yiyecek Chia tohumu bu yıl yine yıla damgasını vuracak gibi.
Sürekli Facebook reklamlarında da adından sıkça söz ettiriyor. Diyet yapanlara yardımcı olduğu ve bu tohum sayesinde ciddi kilolar veren insanlardan bahsediliyor. Bir de bunun üzerine gerçek Chia tohumu diye reklam verip insanları kandırmaya çalışan markalarda yeni yeni türemeye başladı.
Açıkçası kendimde kullanıyorum Chia tohumunu. Fakat ben diyete yardımcı olmasını değil tamamen vitamin ve mineral bakımından zengin oluşu yüzünden bu tohumdan faydalanıyorum.
Sabahları yediğim müsli içerisine yarım yemek kaşığı Chia tohumu atıyorum. Chia tohumu ıslandığında şişmeye başlıyor ve etrafı jel kıvamında oluyor. Ben bu yönünü sevmediğim için hazırladığım müsliyi çok fazla bekletmiyorum. Hemen tüketerek midemde şişsin istiyorum.
Beslenme açısından çok sağlıklı bir beslenme yapım yok. Yoğun iş temposu yüzünden bazı dönemler yemek yiyemediğim zamanlarda oluyor. Hatta sabah yediğim müsli ile günü kapattığım oluyor. Bu yüzden de vücudum bir yerden sonra isyan bayrağını çıkartıyor diyebilirim.

Chia tohumu vitamin ve mineraller bakımından oldukça zengin. Bunun yanı sıra verdiği tokluk hissi sebebiyle diyetisyenler mutlaka tüketilmesini istiyor. dikkat etmeniz gereken en önemli husus bu tabi bana göre; Chia tohumunu tüketiyorsanız bol miktarda suda içmeniz gerekiyor. Midede şişen Chia tohumları tokluk hissi vererek uzun süre yeme isteğinizi ortadan kaldırmış oluyor.
Chia tohumu ile yapacağınız bir çok tarif mevcut. Hatta internette araştırdığınızda çeşitli tariflere çok çabuk ulaşabiliyorsunuz. Ben genel olarak dediğim gibi müslimde tüketiyorum. Bunu suyuna katıp içende var, tatlı yapıp krizlerini önleyenlerde. 
Chia tohumunu uzun süre önce File market alışverişimde almıştım. Tamamen tadını merak ettiğim için deneme amaçlı alıp kavanoza koyup öylece bekletmiştim. Son dönemlerde yine elime geçince bu sefer bıkmadan tüketmeye başladım. Bakalım zayıflamaya yardımcı olacak mı:)
Kalsiyum bakımından sütten bile daha zengin olan Chia tohumu kabızlık problemine birebir iyi geliyor. Bağışıklık sisteminize yardımcı olduğu içinde vücuttaki mikropları pasif hale getiriyor. Devamlı kullanımda dikkat dağınıklığınıda ortadan kaldırdığı belirtiyor. En büyük özelliği lif bakımından zengin oluşu ve lifler sayesinde diyetinizde kolaylık sağlıyor. 
Chia tohumunu sevdim uzun vadede neler olur pek bir fikrim yok. Dedikleri gibi zayıflatırmı bilinmez. Reklamlardaki sonuçları verir mi hiç bilinmez ama yaşayıp göreceğiz artık :) 
Ben Chia tohumunun diyette sadece tok tutmasından kaynaklı kilo vermeye yardımcı olduğunu düşünüyorum. Onun dışında yardımcı olabileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden sadece yüksek miktarda protein ve kalsiyum içermesi benim için yeterli olacaktır. Hep beraber görürüz sonuçlarımızı :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

5 Mart 2017

Anne Sofrası

Geçtiğimiz pazar kuzenim askerden döndüğünden kardeşimle bana yollar gözüktü. Teyze oğlu askerden gelince evdekilerde bir hazırlık anlatamam. Envai çeşit yemekler yapılmış. Bizde sürpriz yapınca tabiki bu yemeklerden yemeden olmazdı.
Herkes Anne evine gitmeye bayılır. Bende onlardan biriyim :) Ana ocağı diye boşa demiyorlar. Her çeşit yemeğin ve lezzetin bulunduğu tek yer oluyor bana göre. Zaten sürekli dışarıda beslenmek zorunda kalan benim gibi biri için Ana ocağına gidip yemek yemek ayrı bir keyif.
Annem yine döktürmüştü. Açıkçası mesleğininde verdiği hamaratlıkla bayağı lezzetli şeyler yapıyor :) Akşam ayrı menü sabah ayrı menü :) henüz bir anneniz varsa kıymetini bilin çünkü daha sonra aç kalabilirsiniz :)

Keyifli bir yolculuktan sonra yuvaya vardık. Tabi dururlar mı tepsi tepsi çeşit yemekler. Hangisini yesem diye telaş oluyorsunuz. Ekmek yemeden bütün lezzetlerin tadına bakmak istiyorsunuz. Fakat yuvada yemek yerken ekmek bile ayrı lezzetli geliyor. 
Neyseki akşam yemeğinden foto çekememişim ama sabah kahvaltısından bir kare yakalamışım. Çeşit bol olunca hangisini önce yiyeyim diye düşünüyor insan :) 
Annemin yemeklerini her zaman sevmişimdir. Her öğün farklı olunca ayrı bir güzel. Birde sürekli onumu yapayım bunu mu yapayım derdi sarıyor Anamı :)
Neyse pazar sabah kahvaltımız böyleydi.Özellikle Bursa' ya gittiğinizde tahinli pide yemeyi unutmayın. Ayrı bir lezzet. Bursa'ya has bir lezzet. Annemin lezzetlerinin tadına bakamayacaksınız ama Bursa' ya özel olan tatları mutlaka deneyin derim :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

26 Şubat 2017

Bişey Bildiğini Sanan İnsanlar

Yine uzun bir ara oldu biliyorum ama iş güç sosyal yaşam derken iyice serdik buraları. Önceden sürekli yazı girerdim şimdi biraz canımda istemiyor yazmak etmek. son zamanlarda ön yargılı insanlara fena halde takığım :) özellikle bilmedikleri mevzularda saçmasapan yorum yapıp yanlış yönlendirme yapmalarına ayrıca gıcığım.
Nesiniz sanki ? Alt tarafı kendini bir halt zanneden ve herşeyi bildiğini düşünen ahmaktan başka bişey değilsiniz gözümde. Düşünüyorumda boşu boşuna zaman harcıyorsunuz haddiniz olmayan şeylere karışarak.
Git kendi hayatına bak kendi yaşamını düzelt başkalarının hayatlarına burnunu sokarak nereye varmaya çalıştığını hiç anlamıyorum. Basit ve bir o kadarda gereksiz insan topluluğunda bir tane daha olması fazlalıktan başka bişey değil.
Sanki ona düşmüş yorum yapmak, başkasının hayatına burnunu sokup saçmasapan yalan dolan üretip ortalığı karıştırmak. 
Hepinizin hayatında böyle gereksiz saçmasapan kendini ve haddini bilmez insanlar vardır. Ne kadar can sıkıcı ve bir işe yaramayan insanlar olduğunu hepiniz bilirsiniz. Yok yere canınızı sıkıp huzursuzluk yaratmaya çalışırlar. Hani bide eline bişey geçecekmiş gibi çok bilmişlik yaparlar. 

Hadsiz ve yerini bilmeyen boş insandan başka bişey değildir. Aslında bazen bu tarz insanlara haddini bildirmek gelir içimden. Böyle suratına ne kadar gereksiz ve bir sıfatının olmadığını yüzüne haykırmak isterim. Fakat bazı durumlar engel olur. Neyse ki zamanı var diye düşünüyorum.
Birde bu gereksiz insanların saçma olan takipleri vardır. Hani takip ederken doğru şeyleride bulmuş olsalar ve doğruya dayalı bilgiyi başkalarına aktarmış olsalar sanırım daha zevkli olur herşey. Fakat bu tarz insanlar maalesef kendi dünyalarında uydurdukları yalan dolanın gerçek olduğuna inandıklarından etraflarındaki insanlarıda kirletmeye çalışıyorlar.
Böyle saçmasapan insanları hayatınızdan ne kadar uzak tutarsanız o kadar iyi bir hayatınız olur. Ben özellikle bilmedikleri şeyleri sanki bilirlermiş gibi başkalarına aktarmalarından nefret ediyorum. Merak ettiği birşey varsa gelip konuşması gerekirken birde üzerine kendi küçücük beyniyle yorum katıp kendince iyi bişey yaptığını düşünüyor. 

Neyseki böyle saçma insanların çoğunu hayatımdan defetmeye başladım. Artık kendi pisliklerinde uğraşıp durabilirler. Gereksiz ve basit insanlara harcayacak bir dakkam bile yok.

Bu içerikteki yazı Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

12 Şubat 2017

Gülsha Gece İxiri Harikası

Yeni ürünler her zaman dikkat çekici olmuştur benim için. Firmamıza yeni gelen Gülsha markası ürünlerini tek tek deniyorum ve denedikçede memnun kalıyorum.
Her cilt bakım ürün deneyimimde mutlaka cildimin hassasiyetini belirtiyorum. Yeni bir ürüne başlarken sürekli tereddüt eden biriyim. malum herşeyi cildime kullanamıyorum.
Gülsha gece ixirini 15 gündür düzenli bir şekilde kullanıyorum. Cildimi temizledikten sonra tonik olarak Gülsha gül suyunu tercih ediyorum. Gece kullandığım Gülsha gece ixiri tonikten hemen sonra cildime uyguluyorum.
Gülsha gece ixiri yoğun bir yağ formunda. İçerisinde gül yağının yanı sıra cilde gerekli olan vitaminler ve sıkılaştırıcı en doğal ürünler bulunuyor. Aslında cildimde henüz sıkılaşma isteği yok fakat geleceğe yatırım yapmada fayda var. Gece ixirini kullandığımda tüm cildime uyguluyorum ve üzerine herhangi bir uygulama yapmıyorum. Sabah uyandığımda cildim nemli ve tazelenmiş gibi geliyor. 

Gülsha ürünlerini keşfettiğimden beri ekstra herhangi bir ürün kullanmıyorum. Belki bazı günler unutmuş olabilirim uygulamayı ama genel olarak mutlaka uyguladım. Sonuç olarak mükemmel.
Cildim nemli ve bir o kadarda canlı bir görüntüde. Özellikle makyaj yaptığımda cildimin nemli olması çok hoşuma gidiyor. İleriki dönemlerde göz kremlerimin içerisine bir kaç damla ekleyerek kullanmayı düşünüyorum.
Gülsha gece ixir içerisinde herhangi bir esans yada paraben bulunmuyor. düzenli kullanımda ince kırışıklarda etkili ve içerisindeki hyaluronic asit bulunduğu için cilt yenilemede oldukça iddialı. Henüz yeni kullanmaya başladığım bu ürün zamanla cildimde harikalar yaratacağını düşünüyorum. Çünkü şimdiden oldukça etkili. 
İlerleyen zamanlarda Gülsha gündüz ixirinide paylaşacağım. Onun yapısıda oldukça başarılı.

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

7 Şubat 2017

Noreva BB Krem Denemesi

BB kremler ve CC kremler benim vazgeçilmezlerim. Bir çok BB ve CC krem deneyimimi paylaştım. Son zamanlarda yeni kullanmaya başladığım Noreva BB krem şimdilik makyaj başlangıçlarımdan. Ben fondöten kullanmıyorum. Özellikle fondötenler makyajın üzerinden bir kaç saat geçtikten sonra ciltte oluşturduğu görüntüden mutsuz ediyor beni. Bu yüzden fondöten kullanmayı bırakalı çok oldu. 
BB ve CC kremler hatta DD kremler benim kullandığım en mükemmel makyaj yardımcıları. Çok çeşitli olmalarına rağmen cildime uygun olanını bulmak beni oldukça yoruyor. Ama cildime uygun olanları bulduğumda da bırakamıyorum. İlla bitene kadar hatta ambalajı kesip sıyırana kadar aynı ürüne devam ediyorum. Nede olsa cildimize uygun birr ürün bulmak oldukça zor.

Noreva BB kremi kullanmaya başladığımdan beri kapatıcılığı hoşuma gidiyor. Gün içerisinde cildime daha iyi nüfus ediyor. Nemli bir görüntüde verdiği için cildimin sağlıklı olduğunu düşündürmüyor değil hani :) Cilt lekelerini onarmada sanırım etkili. Çünkü bir kaç tane sivilce lekem vardı ve yavaş yavaş tonlarının açıldığını görebiliyorum.

Bu BB kremi denemeye yeni başladığımda herhalde bir kaç güne bunu da değiştirirm diye düşünüyordum ama olmadı. Cildime nemlendirici uyguladıktan sonra BB krem ile makyaja başlıyorum. Cildimin tonunu alması çok hoşuma gidiyor. Ayrıca akşam makyajımı temizlerken normalde fondöten kullandığımızda kahverengi bir su çıkar ya işte Noreva ile oda olmuyor :)
Kışın havaların soğuk olmasıyla beraber cildin bakıma daha çok ihtiyacı oluyor. Dolayısıyla nemlendirici kullanmak mutlaka şart. Noreva BB krem hem nemlendirip hem de cildin bakımını yapabiliyor. 
Ben Noreva BB kremi sevdim. Makyajımda her zaman kullanıyorum ve sonuçlarından da memnunum. Bazı BB kremler ilk kullanmaya başladığımda sivilcelenme yapardı fakat Noreva' da böyle bir şey ile karşılaşmadım. daha iyisini bulana kadar benim için en iyisi Noreva :)

Bu içerikteki yazı ve resimler Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

6 Şubat 2017

Gülsha Gül Suyu

Her ne kadar işimden fırsat bulamasamda yinede yazı eklemeye çalışıyorum. Bir çok ürün var denediğim ve paylaşmak istediğim ama fırsatım çok olmuyor yazı eklemeye. Son olarak Gülsha gül suyu deneyimimden başlamak istedim.
Çalıştığım firma Gülsha markasının satış ve pazarlamasını yaptığı için ürünleri deneme fırsatı buldum :) 
Aslına bakarsanız ben öyle gül suyu seven bir insan değilim. Gül suyu benim için her zaman mevlütlerde kolonya yerine dağıtılan sudan ibaretti. Sürekli gül suyu ile ilgili yazılar okuyordum ama gül suyunun gerçekten harika olduğunu Gülsha markası ile anladım.
Çocukken mevlütlerde ve dualarda kullanırdık. Hiçte sevmezdim sürüldükten sonraki kokusunu. Genellikle kozmetikte tonik olarak kullanıldığını biliyoruz. Gülsha gül suyu ile tanışmadan önce gerçekten uzak dururdum gül kokusundan. Pek sevmezdim.
Gülsha markası Isparta' da yetişen Rose Damacena denilen gül çeşidini kullanarak ürünlerini üretiyor. Gül suyu içerisinde de bir miktar gül yağı olduğundan cildinizi nemli bırakıyor. Muhteşem bir tonik. Cilt bakımını yaptıktan sonra cildinize uyguladığınızda sonuç mükemmel.

Gülsha gül suyunu ben sabah akşam şeklinde uyguluyorum. Gece yatmadan önce cildime uygulayıp cilt ürünlerimi kullanıyorum. Sabah ise yüzümü yıkadıktan sonra uygulayıp biraz bekleyip öyle makyaj yapıyorum. 
Gül suyunun etkileri ile gözenek sıkılaştırıcı ve nemlilik vermesi. Şimdilik cildim herhangi bir reaksiyon vermedi ve bundan oldukça memnun kaldım. Aslında tüm cildede uygulanabilir. çünkü o bildiğimiz ekşi gül suyu kokusu ciltte kalmıyor. Tüm cilde duş sonrası uygulandığında etki gösterebileceğini düşünüyorum. 
Gülsha markasının gül suları iki boyda eczanelerde satışta. 50 ml ve 200 ml boyutundaki bu ürünler uzun süre kullanmanızı sağlıyor.
Gül suyunu kullanmaya başladığımdan beri cildimde sivilcelenme olmalı. Ayrıca cildimde parlaklık oluşturmaya başladı. İlk kez bir ürünü cildime direk uygulayabildim. Alerji yapabileceğini düşünmeme rağmen cildim oldukça rahatladı. Bu arada gül suyunun yatıştırıcı özelliği sanırım benim cildimde etkili oldu.
İçeriğindeki bir miktar gül yağı alerjimi önlediğini düşünüyorum. İlk kez denememe rağmen oldukça memnun kaldım. 
Diğer Gülsha ürünleride yine deneme kadrajıma girdi. Bir süre sonra mutlaka onları da paylaşacağım. Ayrıca unutmadan belirteyim ben Gülsha gül suyunu makyaj sabitleyici gibi makyaj sonrasında tekrar uyguluyorum ve tüm gün makyajım allığım dahil bozulmadan duruyor :) Bunu da öylesine denemiştim ama hoşuma gitti :)
Gülsha markasına teşekkürler bana gül suyunu sevdirdiği için :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

2 Şubat 2017

Revox Kalıntı Giderici Şampuan

Bir çok Blogger arkadaşımın deneyip yorumladığı Revox yeni ürünü Kalıntı giderici şampuanı bende yorumlamasam olmazdı :) Daha önce Revox marka şampuan ve saç kremini kullanan biri olarak yeni çıkan bu ürününde vaadleri yerine getirdiğini düşünen biriyim.
Revox kalıntı giderici şampuan aslında daha çok yorulmuş saçların arındırılmasında kullanıldığında daha verimli sonuç alabileceğinizi bir ürün bana göre. Hepimiz saç jölesi,saç spreyi ya da diğer saç bakım ürünlerini kullanıyoruz. Sağlıklı bir saçın sağlıklı ve güçlü saç diplerinden geldiğinide biliyoruz. Bana göre bu tamamen dipten yapılması gerekiyor. Çünkü siz saç diplerinin hava almasını ne kadar engellerseniz uzayan saçlarınız bir o kadar sağlıksız bir yapıya sahip olur. Onun için saçlarınızda çnlem almak istiyorsanız mutlaka öncelik olarak saç diplerine bakım yapmalısınız.
Revox kalıntı giderici şampuanı hafta 2 defa kullanan biri olarak oldukça memnun kaldım. Çünkü saçlarımı yıkadıktan sonra saç diplerimde ferahlama hissediyorum. Daha önce saç uzatan formüllü Revox şampuan kadar favorilerimin arasında yer aldı kendileri.

Ben hafta içi yoğun çalışan biri olarak aslında her akşam saçlarımı yıkamaya meraklı biriyim. Tüm gün trafikte toz toprak ve bunun yanı sıra sigara dumanı olduğu gibi saçlarımda kalıyor. Ayrıca sanki saçlarımda ağırlık varmış gibi hissetmeme sebep oluyor. Bunun yanı sıra bazı günlerde saç spreyi kullanmak zorunda kalabiliyorum. Birde üstüne saçlarım için yıkadıktan sonra kullandığım açıcı spreyler ve kuru yağlar mevcut. Saç ister istemez kendini yoruyor.
Saçlarımı uzatalı belki 3-4 yıl olmuştur. Uzatmaya çalışırken az çilede çekmedim hani. Resmen çeke çeke uzatmış gibi :)
Haftaiçi kullandığım saç ürünlerinden saçlarımı tamamen arındırmak için kullandığım Revox arındırıcı şampuan saçlarımda istediğim sonuçları almama yardımcı oluyor. Haftada iki kere uyguluyorum. Saç diplerim nefes alıyormuş hissine kapılıp ve daha sonrasındaki yumuşaklığı beni benden alıyor.
Ben şampuanı kullanırken son suda kullanıyorum. Diplere yedirip 5 dakika bekledikten sonra durulama yapıyorum. Sonrasında herhangi saç kremi filan kullanmıyorum. Sanki tekrar saçlarım kirlenecekmiş gibi hissediyorum. Bu ürün sayesinde saçlarım daha çabuk uzamaya başladı.
4 yıldır kuaför yüzü görmeyen saçlarıma her türlü bakımı kendim yaptığım için oldukça sağlıklı bir saç yapım olmaya başladı. Uçlarında kırık olmuyor kuaföre gitmeyi bıraktığımdan beri. Saçıma uygun bakım ürünleri bana şimdilik yeterli geliyor.
Haftada iki kez uyguladığım Revox arındırıcı şampuan ile de bir süre yolumuza devam edecekmişiz gibime geliyor. Revox ürünlerinin her birini seviyorum. Neyi vaad ediyorsa onu yerine getiriyor.Daha önce kullanmış olduğum at kuyruğu ekstreli şampuan ise sadece saçlarımda sertlik ve kuruluk yaratıyordu. Neyse ki onada formül buldum. Şimdi oldukça yumuşak bir yapıya sahipler.
Bu ürünü kullanıp memnun kalmayan yoktur diye düşünüyorum. Saçlarınızın güzelliği her daim yanınızda olsun :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

22 Ocak 2017

Ailemize Yeni Katılan Marka

Gözümüz aydın oldu :) Geçtiğimiz hafta Gülsha markası ile yakından tanışma fırsatımız oldu. Çünkü artık Gülsha markasını şirketim Via Kozmetik distribütörlüğü adı altında Türkiye' de satışa sunulacak.
Tabia Besin destek ürünlerinin satış ve pazarlamasını yapan Via Kozmetik ailemize yeni bir marka daha kattı. Eczanelere hizmet götürdüğümüz şirketimi aslında çok seviyorum. Çünkü biz bir aileyiz. 
Çalışmaktan keyif alan biri olarak her zaman doğru bilgiyi karşı tarafa aktarmayı seviyorum. Evet çok yoğun çalışıyoruz. Hatta sosyal hayatın sıfırlandığı bir iş temposunda çalışıyorum diyebilirim. Ama yinede işimi çok seviyorum. Keyif verici bir yanı var.

Daha önce Tabia markasını belkide bir çoğunuz benim sayemde duymuşsunuzdur. Elimden geldiğince Blogger arkadaşlara marka ile ilgili bilgi vermeye çalışıyorum. Tabia ile devam ettiğimiz işimize bir bebek daha geldi ve heyecanı ikiye katladı.
Gülsha markasını daha önce bir çok kişi yazıp tanıma imkanı bulmuştur. Artık eczanelerde gördüğünüz Gülsha markası şirketim tarafımdan satış ve pazarlaması yapılarak doğru zamanda doğru hizmet anlayışıyla eczanelerde olacak. Ben çok sevindim yeni bir markanın bizim bünyemizde olmasına.
Daha sonraki günlerde Gülsha markası ilede sizlerle bilgi paylaşıyor olacağım. Daha şimdiden kullanmaya başlayıp memnun kalanlardanım :)

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

15 Ocak 2017

Raen Exfoliant Scrub

uzun süredir yazmak isteyip yazamadığım o kadar çok şey var ki işten bir türlü fırsat bulamıyorum. neyseki bugün müsait olup yazmaya vaktim oldu.

Raen Exfoliant Scrub daha önce deneyen var mı bilmiyorum ama ben son iki haftadır deniyorum. İçerisindeki kanola çekirdeği yağı cildin yumuşaması için ve nemlenmesi için gerçekten etkili. Ben ilk denediğimde cildime çok sert gelmişti. Fakat daha sonraki denemelerimi cildimi su ile hafif nemlendirerek uyguladım. Etkisi daha güzeldi ve sonrasında tahriş etmiş bir his yaratmadı. özellikle siyah nokta oluşumunu engelliyor diyebilirim.
Raen markasına ait bir çok ürünü deneyen biri olarak bu peeling de benim için ayrı bir yer oluşturdu. hatta ben her duşta cildimin tamamına bu peelingi uyguluyorum. içerisinde kanola çekirdeği yağı dışında deniz tuzu ve kaya tuzu var. Peeling etkisini zaten bu tuzlar sağlıyor. Ayrıca esmer şeker bulunuyor bu da yumuşak bir etki yaratıyor.

Peeling uyguladıktan sonra tüm cilt nemli ve tazelenmiş hissine bürünüyor. Gerçekten sevdim bu Exfoliant Scrub' ı. Kolay kolay ürün beğenmeyen ben bununla bir süre devam edebilirim diye düşünüyorum.
Raen markası ayrıca bir çok doğal ürün ve el yapımı ürünleri ile biliniyor. Yine harika bir ürün ile karşıma çıktı. Verdiği etki ve hissiyat benim için önemli. Peeling uyguladıktan sonra cilde uyguladığım yağ ya da kremide cildim çok çabuk emiyor. Malum alerjik bir cilde sahip olunca cildime uygun ürünler bulmak zorlaşıyor. 
Bu arada Raen markası ile beraber önümüzdeki hafta bu peeling için instagram üzerinden çekiliş yapmayı planlıyorum. Bakalım benim dışımda çekilişi kazanan arkadaşta üründen memnun kalacak mı?

Bu içerikteki yazı ve görsel Kırık Şemsiye Bloguna aittir.

7 Ocak 2017

#KiriksemsiyeHintliKızlar Etkinliği Sponsorları- Kozmetik

İş yoğunluğumdan bir türlü doğru düzgün yazı giremiyorum. Kendi etkinliğimin yazılarını bile henüz bitirmiş değilim. O kadar çok deneyeceğim ürün varki ben bile yetişemiyorum. Bu seferde kozmetik sponsorlarını paylaşayım dedim :)
Bargello parfümlerinin kokusuna bayılıyorum. Hepsi birbirinden güzel ve bir o kadarda şahane. Etkinliğimde yalnız bırakmadılar. Teşekkürler Bargello..

Beyond maskelerini ilk defa deneyeceğim. Hatta bir tanesini denemiştim ya hatırladım :) Ciltte bıraktığı etki harika. Teşekkürler Beyond.

Bionike ürünlerini işim gereği sık sık görüyorum. Deneyeceğim içinde şanslı sayılıyorum sanırım. teşekkürler Bionike.


Biota markası hepimizin artık yakından tanıdığı bir marka. Daha öncede bir çok ürününü deneme şansım olmuştu.Ayrıca fotoda neye baktım acaba böyle şapşik çıkmışım :)  Teşekkürler Biota.

Boyner bizlere güzel hediyelerinden de göndermişti. özellikle kendim için seçtiğim allığını en kısa sürede kullanmaya başlayabilirim.Teşekkürler Boyner.

Gratis hepimizin mutlaka alışveriş yaptığı kozmetik alışveriş marketi. Wet'n Wild rujları ile aramızdaydı. Teşekkürler Gratis.

Capilactif markasını henüz yeni tanıdım. Özellikle saç ürününü mutlaka kullanacağım. Teşekkürler Capilactif.

Lr artık ailemizin bir parçası. Bizlere destekleri için teşekkürler LR.

Noreva markasıylada henüz tanıştık. Bakalım nasıl bir etkisi olacak. Sonuçları paylaşmak isterim. Teşekkürler Noreva..

Renklidukkan Catrice marka kozmetik ürünleri ile aramızdaydı. Göz farının yoğun yapısı çok hoşuma gitti. Ayrıca rimel bir harika :) Teşekkürler Renklidukkan.

Revox artık ailemizin bir parçası. Sağolsun yine desteklerini esirgemedi ve Revox yeni ürünleri ilede yanımızda oldu. teşekkürler Revox.

Termalife maskelerini sürekli duyuyordum. Deneme imkanım olduğu için çok mutlu oldum diyebilirim. İlerleyen günlerde bununla ilgili yazı yazmaya çalışacağım. Teşekkürler Termalife.

Babe markasına ait tüm ürünleri seviyorum. Etkinliğimde de sponsor olmaları gerçekten mutlu etti. Teşekkürler Babe.


Etkinliğimde sponsor olan tüm markalara tekrar  teşekkür ederim.